Serbest

16th Ekim, 2014 | by Ozan İlginoğlu

0

Önce hüplet sonra gümlet

Yıllar önce tam tıfıl zamanlarımızda tüm Televizyonlarda bir reklam cıngılı çalardı. Hatta bulursam yazının sonuna reklam videosunun linkini eklerim. Hemen söylemeye başlıyorum cıngılını: Capri Capri Sun. Bıdı bıdı ve en sonunda önce hüplet sonra gümlet. Bu kadar tantana ne için mi konsantre alüminyum torbada meyve suyu için.

O zaman 80’lerin çocukları olarak hayat yavanlaşmaya yeni başlamıştı. Öpüşmeyi yeni öğreniyor, kız arkadaşlarımız dizilerden ve sinemadan hikayeler anlatıyorduk. Boş zamanlarımızda da yüzümüzde çıkan sivilceleri sıkıyorduk. Yazının başında dedim ya her şey yavanlaşmaya yeni başlamıştı. Bilgisayar askeri filmlerde yıldız, ajanların başvurduğu teknoloji yenilikti. Kara Şimşek konuşuyordu.

Aptal kutusu

Biz o zaman öğrenmeye başlamıştık aşkları da kadınları da erkekleri de kullanıp atmayı. Birileri doğan çocuğun kulağına ismini usulca sık sık fısıldadığı gibi bizim de kulağımıza fısıldıyordu. Hala romantik insan ilişkilerine önem veren çocuklardık. Ama yavaş yavaş genetik kodlarımız bozuluyordu, farketmiyorduk. Annemizin pazardan file ile getirdiği taze meyveleri yemiyorduk hatta sıkmıyorduk bile. Varsa yoksa içinde 520 meyve posası bulunan şekerli suları içiyorduk. İçtikten sonra pipetle şişirip yere atıyor kızlar geçerken yanımızdan çaktırmadan üzerine basıp patlatıyorduk. Çünkü bize öyle yapmamız gerektiğini o aptal kutusu söylüyordu.

Elini tutmak için aylarca kovaladığın kızı o meyve suyu gibi zamanla daha kısa sürede elde etmeyi öğrendik. O da boş durmadı bize kendini bıraktı. Her geçen yıl daha az emek daha fazla fayda üzerine kodlandık. Önce o meyve suyu bu piyasadan kayboldu. Yerine annemizin taze meyve suları moda oldu. Eski kalıcı yeni uçup gitmişti. O görevini tamamlamıştı bizim jenarasyon zehirlenmişti. Önce herşeyi hüpletmeyi öğrenmiştik sonra da gümletmeyi. Bu insan ilişkilerinde olsun araç kullanımında olsun farketmiyordu. Hızlıca istediğimizi elde etmek istiyor elde edince sömürüp kısa bir zamanda mesela geri dönüşüme atmıyorduk. Posasından bile kendimize eğlence yaratmıştık.

Patlatarak, kendimizce meydan okuyarak. O adam ve kadınlar büyüdüler. Zamana yetişememeye bunalıma strese girmeye ve sonunda o alüminyum poşet gibi şişirip kendimizi patlatmaya başladık. Yıllar önce meyve suyunun kaybolduğu gibi bizde kaybolmaya başladık eskilerin yerimizi almasıyla.

Facebook Yorumu

yorum

Tags: , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Back to Top ↑