Reklam/Pazarlama

2nd Şubat, 2015 | by Ozan İlginoğlu

0

İtina ile hayrata reklam verilir!

reklam-ozanilginoglu-com (1)Son 15 yılda tüm kavramlar ters düz edilince insanlar ne yaptıkları mesleği ne söyledikleri cümleleri anlar oldu. Gazeteci her gün ben bu haberi, halk için mi, patronum için mi, yoksa büyük patron için mi yapıyorum diye sormaktan haber yapmaz hale geldi. Aynı sorun özel sektörde de yaşanıyor. Birisi neden reklam verir. Ürününü önce daha fazla tanıtıp sonra satmak için. Yani kimse milyonlarını hayrata gazetelere, TV’lere, radyolara peşkeş çekmez. Ürettiği şey tanınsın sonra da tüketici gidip alsın ve tüketsin diye verilir(di)! Ama özel sektör vergilerle baskı altına alınıyor. O yüzden X firması reytinglerde çok izlenen “Halk TV”ye reklam veremiyor. Listede olmayan başka kanala tüm reklamı yığıyor.

Lanet olsun!

İçinden lanet olsun şimdi başıma vergi müfettişleri gelmesin de, birkaç milyonu vereyim yeter diyor. Ürün satma isteğinden amaç, vergi cezası yemeyeyim yaşamaya devam edeyim durumuna dönmüş durumda.

Eski Hollywood filmlerinde Sicilya mafyaları buna benzer yöntem kullanırdı. Bir yere, bir şirkete kafayı takan mafya orayı önce haraç ile kendine bağlar, sonra sahibine şantaj yapar, sonunda bir şekilde şirketi üzerine alırdı.

Bu yazıyı Cumhuriyet gazetesinin haberi üzerine yazmaya karar verdim…

reklam-ozanilginoglu-com (2)Haber şöyle bir içeriğe sahip

Devlet kurumları, tirajı olmayan havuz medyasını büyük paralarla desteklerken, muhalif gazetelere hemen hiç reklam vermedi. Aynı durum televizyon reklamlarında da yaşandı. Ülke Tv, TVNet, 360 TV, 24 TV, aHaber, Beyaz TV, gibi yandaş televizyon kanalları paraya boğuldu. Reklam pastasından en büyük payı, AKP hükümetinin devamlı olarak gazete ve televizyon sahibi yaptığı Ethem Sancak aldı.

Tanıtım bütçelerini tiraj ve izlenirlik ölçülerine göre eşit dağıtması beklenen kamu kurumları, Cumhuriyet gazetesine 2658 sütün santim üzerinden 150-200 bin lira ödedi.  Sözcü’ye ise sadece 27 sütün santim yani  10-15 bin liralık bir reklam verdi. Kamu payı olan kurumlar Cumhuriyet, Birgün ve Sözcü dışında, Cemaate yakın duran Zaman, Bugün, Yeni Asya ile Saadet Partisi’ne yakınlığıyla bilinen Milli Gazeteye de reklam vermedi.

Haber yüzde yüz tarafsız değil, beni burada ilgilendiren tarafı “reklam” tanımı değişmiş. Madem öyle biz neden kendimizi kandırıyoruz. Reklam, bir ürünü satmak için satın alınan zaman, alan değil; var olabilmek için ödediğin diyet anlamına gelmiş. Kim takar reytingi, kim takar tirajı…

Bir kurumun satış ve izlenme kaygısı yoksa tabiki de kaliteli içerik bulamazsın. TV’de “Uçan adamlar”, gazetelerde “sanal dünyalar” sunulur. Reklam sadece bir ekonomik dünya yaratmaz kurumlara, onlara öz güven ve kalite getirir.

Gerçeklere baktığımızda olayın hiçte böyle olmadığını görüyoruz.

Köylerde zengin ve varlıklı aileler hayır için, çeşme, cami, hatta yemekler verirler. Ve halka duyurusu “hayrat” diye yapılır. Bugün bizim hayrata davetlisiniz vb. Ama orada el kesesinden iyilik yapılmaz, zengin cebine elini atar.

Şimdi durum böyle mi? Koca koca, kelli felli adamlar çıkıp hala yaratıcı reklam, reklam yarışmaları vb. düzenliyor. Eşek sabah kadar anırsa yine senin danışmanı olduğun firma verecek o reklamı. Bir kaç yıl sonra sana da ihtiyaç kalmayacak biliyor musun entel abla ev abilerim!

Facebook Yorumu

yorum

Tags: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Back to Top ↑