Sosyal Medya

10th Nisan, 2015 | by Ozan İlginoğlu

0

Dijital PR, sadece bülten mi yollamak demektir?

dijital-pr-sosyal-medya (1)Başlık yazarken bazı şeyleri kısaltarak yazmak zorunda kalıyorsun. Az çok beni tanıyanlar bilir, süslü kelimeleri sevmem sadete hızlıca girerim, halk dilini severim. O yüzden başlığın açılımı dijital dünyada halkla ilişkiler faaliyeti yapan ajansların bülten yollamak dışında başka yaptıkları ya da yapacakları var mıdır?

Bunu söyledikten sonra aklıma takılanları güzelce yazabilirim. Özelikle konvansiyonel medyada (TV, gazete, dergi, radyo) çalışan biz basın mensuplarının günde kaç tane tanıtıcı mail okuduğumuzu biliyor musunuz? Yerel medya çalışanı olarak benim üzerimden diğer medya çalışanlarını düşünün. Ben günde ortalama 40-60 arası bu tarz mailler alıyorum. Hadi kabaca 50 mail diyelim.

Bunun neredeyse %30’u İstanbul’u ilgilendiren haber ve tanıtım içeren mailler olduğu için geldiği gibi siliniyor. Hani o sektörel dergilerde, gazetelerde sayfalarca anlatılan big data (büyük veri) olayı ne oldu! Bırak “big”i small bile yok. Bu arada bizler hafta içinde en az iki üç kez telefon ile aranıp iletişim bilgilerimiz aracı kuruluşlar tarafından güncellenen bir yayın kuruluşuyuz. Sırf müşterisine şu kadar kişiye gönderdim demek için mail atılan bir kitle var.

Eyyyy müşteri uyuma, bana İstanbul maili atıp sana çalışıyorum diyorlar!

Gelelim kalan %70’e ne oluyor sorusuna? Bunun en az %20’si de sektör dışı mailler… Örneğin bana lastik tedarikçisi haberi geliyor ya da su borusu üretiminde bir numaraya çıktık x şirketi tadında haberler. Bildiğim kadarıyla okuyucularım ne lastiği ne de su boru üreticisini merak ediyordur!

Kaldı mı bize %50… Bunun en az %30’u haber olmayan bültenlerden oluşuyor. Nasıl mı?

Örnek: Mavişehir sahillerindeki çimleri x şirketi olarak biz yeşillendiriyoruz. Eeee, yani hayırlısı olsun aldığın para helali hoş olsun da benim okuyucu senin yeşillendirmeni ne yapacak? Hani stres alan çim dese, çimleri Karşıyaka’da üretiyoruz filan dese yedireceğiz de bu ne yahu! Sırf firma bugün ajansa haber çıkacaksın demiş onlarda, dostlar alışverişte görsün haberi yapmış.

Kaldı bize %20 yani yaklaşık 10 mail filan yapar. Yavaş yavaş en sevdiğim bölüme geliyoruz… Bundan sonra ki yaşananlar tamamen büyük ulusal markaların yerel medyaya verdiği değeri anlatan kısmına!

Örnek: Ulusal x dergisini alıyoruz ve bakıyoruz. Aaaa o mail gönderen ulusal firma 2 sayfa ilan vermiş. Buraya kadar sorun yok. Ama bana gelen mail şöyle, sayın yetkili yarın x markası lansmanı için düzenlenecek kahvaltıya bekliyoruz. …. PR ajansı, kayıt vb.

Özet şu, birader biz seni sallamıyoruz. Tüm bütçeyi dağıttık ne yapalım sizin bölgede lansman yapıyoruz hadi sen de beleş kahvaltıya gel. Ama sonrasında derginde sayfalarca anlat!

Ben yayıncı olarak muhabir yollayacağım, karşılığında kahvaltı yapacak birer sayfa x ulusal markasını anlatacağım! Artık çalışanlarımıza da maaşları kahvaltı karşılığı veririz ne olacak!

Aslında biraz daha derin düşününce büyük markaların değer vermemeleri insanın canını sıkıyor. Unuttukları nokta şu, bu insanlar büyük bir ajans, firma vb. iletişim sorumlusu olabilir bir zaman sonra ve seni iyi hatırlamayabilir! Uzun vadeli unutulur deniliyor ama gerçek iletişimci unutmaz!

Kalan 2-3 mailden ise en az biri için PR ajansı tarafından telefonla aranıyoruz. Buraya kadar her şey güzel de atlanılan bir kısım var. Telefondaki PR uzmanına soruyorum sizinle daha önce bir organizasyonda bulunduk mu? Yok bulunmadık, peki hiç daha önce ilan vb. çalıştık mı? Hayır ama bu ilk olur güzel olmaz mı?

Cevap bende hazır, olmaz! Bir sessizlik, bu büyük ulusal firma bizim ile en az bir defa ilan vb. çalışsın merak etmesin biz hep onlarla çalışırız. Ben ilgili arkadaşa ileteceğim denip telefon kapatılır. Ne arayan ne de soran olur.

Bu arada bu yazıyı okuyan öğrenci arkadaşlara bir dipnot belirteyim. PR ajansları hayrata çalışan kurumlar değildir, güzel ücretleri projeler bazında alırlar. Çalışan uzmanlar maaş günü gidip paralarını çekerler ama senin muhabir arkadaşın kahvaltı etmesini umarlar.

Biz uzun zamandır böyle çalışmıyoruz ama hala bu tuzaklara düşen yüzlerce kurum var onlara üzülüyorum. Ve çoğu PR ajansı kendi imajlarını günden güne bozuyorlar. Kendi imajlarını toparlama adında yeni PR ajansları ile çalışmak zorunda kalacaklar!

Hep keseri kendine doğrultuyorsun PR ajanslarında çalışan biz uzmanlar ne kadar zor durumdayız bir bilsen diyenleri duyuyorum. Bir başka yazımda onlara da değineceğim…

Ama Dijital PR bu değildir, bu olmayacakta… Değişmelisiniz, değişemezseniz zorla değiştirilip silineceksiniz!

 

Yeni yazıları ilk sen okumak istersen aşağıya e-posta adresini yazman yeterli.

Facebook Yorumu

yorum

Tags: , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Back to Top ↑