Kategoriler: Serbest

Biz mutlu gençlerdik…

Dün gerçekleşen bombalı saldırı Ankara’da yaşayanların kalbine, Ankara’da bir zamanlar yaşamışların anılarına oldu. Ben işte o anılarına saldırılanlardanım en büyük kazancım hayatım!

İlk saldırı da bu yazıyı yazacaktım ama bizim coğrafyada yaşam hep dünlerde, anılarda kalıyor. İleriye bakmamız istenmiyor!

Üniversite öğrencilik yıllarımda hep Kızılay bir şekilde buluşma noktamız oldu. Örneğin ilk saldırının olduğu yeri az sevgilimin evinden dönerken kullanmadım. Kimi zaman mutluluğuma kimi zamanda kızgınlığıma şahit oldu orası. Ama biz hep mutlu gençlerdik… Orada el ele sevdiğimle de, yalnız başıma da yürürken bomba patlar demedim. Çünkü o cadde hep bizlere umut verdi. Neden vermesin ki!

Geniş ve ferah bir cadde, üzerinde Ankara’nın başkent oluşundan beri yaşayan dev ağaçlar, Türkiye’ yi Türkiye yapan kurumların merkezi ve biz yabancı gençleri bağrına basan Ankaralılar. Bugünün gençleri benim o gün sahip olduğum duygulara hiçbir zaman sahip olamayacaklar beni üzen de o!

Sadece insanlar ölmüyor bu şehirde, geleceğine umut taşayacak gençler de ölüyor!

Dün patlamanın olduğu yeri daha 1 hafta önce üniversiteden arkadaşlarım yıllar sonra tekrar biraraya gelmek için kullandı. Onların düşüncesi tekti sadece özlem gidermek ve gençlik umutlarını hatırlamaktı. Ve bunu da yaptılar, orada çekildikleri fotoğrafları paylaştılar. Geçmişe dönük hiçbir kırgınlıkları yoktu. Daha 10 yıl önce okul çıkışı buluştukları noktada bugün kimisi evli, kimisi çocuklu biraraya gelip, özünde Ankara’yı çekiştirdiler.

Ya o patlama 1 hafta önce olsaydı ne olacaktı. O rakamların içerisinde Türkiye’nin en batısında olan benim de içim yanacaktı. Mesele kaç kişi öldü değil, tanıdık tanımadık değil, mesele yaşamak isteyen insanları yaşatmama meselesi… O gün orada değildik belki de ama yarın o istenilen yerde olmayacağımız ne malum! Ya da en az çift rakamlı hanelerde yazılan ölüm listesinin en başında ya da sonunda olmayacağımızın garantisi var mı?

Ankara’yı bilmeyen bir kişi bu yazıyı an itibariyle okuyorsa aklında bazı şeyler canlanmayabilir. Özetle hangi şehirde yaşıyorsan yaşa, hani işinden evine, evinden işine giderken en az bir kez kullandığın bir yer var ya işte tam da orası… Yani benim başıma gelmez deme, büyük konuşma!

İkinci patlamanın olduğu yer sevgili kadim dostum Gürhan ile bir çok anılara sahip olduğumuz yer.

Nasıl mı?

Güzel havalarda Cebeci’den çıkılan yolda, Kurtuluş ve Kolej üzerinden Kızılay’a iner. Adına ”öksüz doyuran” dediğimiz tatlı maya simidi yerdik, tam da o patlamanın olduğu otobüs duraklarının arkasında… Bu simidin özelliği iki kişilik büyüklükte olup tek kişilik fiyata sahip olmasında yatıyordu. Ve paylaşmadan yenilmiyordu…

Üniversite öğrencisi iki gencin isteyipte bulamadığı şeydi. Güvenpark girişinde ücretsiz şehir manzarası eşliğinde kafemizde otururduk. Gelecek hayatımızı konuşur, arada hocaların kulaklarını çınlatır. Gelip geçene uzun uzun bakar. Demirköprü istikametinden kaldığımız yurda dönerdik.

Güzel havaların hafta sonuna bağladığı günlerde bizim en çok yapmaktan hoşlandığımız şeydi. Her basit şey gibi bizleri mutlu ediyordu. Yıllar sonra yine birlikte biraraya ilk gelir gelmez yaptığımız şeylerden biriydi. Ve geçmişe atıfta bulunarak elimizde ”öksüz doyuran” öğrencilik yıllarını anmıştık.

İşte o gün orada oturup hayaller kuran genç insanların hiçbirinin aklında ne bomba vardı, ne mutsuzluk! Burada oturmayalım ölebiliriz düşüncesi aklımızın bir köşesinden geçmiyordu. Çünkü geleceğe umutla bakan gençlerdik. Bugün orada belki de elinde kaç genç ”öksüz doyuran” ile geçti dün. Ve ne acı ki kaç genç üniversite sınavı çıkışı gelecek planları yaparken öldü!

Beni, benim gibileri üzen en önemli şey bu. Bir simit etrafında kurulan basit ama mutlu hayallerin, akıllarının almadığı bomba ile ellerinden alınması.

Savaşlar nasıl kaybedilir bilir misin?

Umutsuzlukla…

Dünyanın en iyi teknolojisi olsa bile aynı savaşlar umut ve iyi bir gelecek ülküsüyle kazanılır.

Bugün patlayan bombalar, ölen insanlar bizlerden sevdiklerimizi almıyor. Umutlarımızı, basit bir simit etrafında toplanıp hakça bölüşülen simit mutluluğunu alıyor!

Facebook Yorumu

yorum

Share
Yayınlandı
Ozan İlginoğlu

Yakın zamanda yazılan yazılar

Dijital Pazarlama Uzmanı kimdir?

Ne iş yapar? Neleri bilmek zorundadır? Ne kadar maaş alır ve daha fazlası… Dijital pazarlama uzmanı, hedef pazarı tanımlamak, marka…

1 ay ago

Dijital Medya Uzmanı kimdir?

Ne iş yapar? Neleri bilmek zorundadır? Ne kadar maaş alır ve daha fazlası... Dijital Medya Uzmanları genellikle Dijital Medya Yöneticilerine…

1 ay ago

Samsung Galaxy Serisinin En Güçlüsü: Note10

Yüksek performanslı yeni Galaxy Note10 serisi ile yaratıcılığınızı ortaya çıkarın! Samsung, akıllı teknolojiler ve benzersiz yeniliklerle donattığı Galaxy serisine Note10…

3 ay ago

Artık Arabalar da Akıllı!

Turkcell Kopilot ile Arabanızın ve Sevdiklerinizin Güvenliğini Sağlayın! Varsayalım insan soyu kaldırılıp her şeyin kendiliğinden gelişip olgunlaştığı, sütlerin balların yerden…

5 ay ago

Influencer Olmak İsteyenler için ilk Türkçe Kaynak

’’Dijital Çağın Mesleği, Nasıl Influencer Olunur?’’ Son zamanlarda en çok merak edilen konularından biri olan “influencer”  kavramını bu alanın en…

8 ay ago

Lifecell’den Akıllı Kamera: SUPERCAM

SUPERCAM ile Sevdiklerinize Gözünüz Gibi Bakın Teknolojilerle deyimler çok bağlantılı aslında. Mesela “gözün gibi bak”. Ne güzel bir deyim değil…

8 ay ago