Medya

17th Ocak, 2015 | by Ozan İlginoğlu

0

Bizimki bir “Engincan Ural” hikayesi

engincan-mont-ozanilginoglu (3)Klişeleri hem sevmeyiz hem de onlardan vazgeçemeyiz, biz çünkü insanoğluyuz. Yazıya çok kafiyeli başladım biliyorum ama gördükçe, okudukça ve duydukça insan kendini şaşkınlıktan alamıyor. Hayata herkes 1-0 önde başlayamıyor ne yazık ki!

Ünlülerin çocuğuysan her zaman hayata önde başlıyorsun. Sen daha proje olarak bile yokken annen ya da baban çalışmış bir isim edinmiş. Sen bu ismin üzerine doğuyorsun. Dünyanın en dangalak, işe yaramaz  birisi de olsan o isim seni düzlüğe kadar çıkarmaya yetiyor da artıyor bile. Üzerine zekan varsa senden mutlusu olamaz. 1-0 başladığın hayata golleri ardı ardına atıyorsun. Bir bakıyorsun ki seninle aynı yola çıkmış vatandaşın çocuğu arkadan dökülenleri toplayarak geliyor.

Klişe ile anlatmak istediğim aslında “reklamın iyisi kötüsü olmaz” algısı. Malum son birkaç gündür, Sibel Can’ın oğlu Engincan Ural’ın giydiği mont üzerine dönen haberler ve firmanın elimizdeki tüm ürünleri sattık açıklaması.

Peki bu ceviz kabuğunu doldurmayacak hikaye nasıl meydana gelmişti onu hatırlayalım!

Engincan Ural, halı saha maçı sonrası şort üzerine giydiği mont ile önce magazin içerikli TV programlarında sonra gazetelerin magazin eklerinde haber oldu. Haber olmak ister miydi bilmiyorum!

“Dünyaca ünlü markanın yeşil kürklü montu 4 bin 795 TL’ye satılıyor. Bu montlardan Türkiye’ye 22 adet geldiği, Engincan giydikten sonra iki günde tükendiği ve firmanın ikinci siparişi verdiği öğrenildi. Engin Altan Düzyatan da, önceki gün aynı montla objektife takıldı.”

Nadide haber böyle…

Markalar ünlü insanları kullanarak reklam filmi çeker. İnsanların ünlülerle kendilerini yakın görüp tanıttıkları ürünü almasını isterler. Sen TV başında “Aaaa Tarkan’ın giydiği gömlek” deyip mağazadan alır, kendini bir gömlek ile Tarkan ile eşit konuma getirirsin. Kazın ayağı öyle değil de sen psikolojik olarak o konuma getirirsin kendini! Firma o üründen binlerce satar, ünlü kişi parasını alır o tanıttığı ürünün bir daha yanından geçip gitmez. Sadece sen ve senin gibiler bu mutlulukla yaşar!

Ama burada ters giden bir şey var. Ürünün fiyatı 4 bin 795 TL ve sadece 22 adet var. Ürünü alacak kişi sayısı çok, çok nitelikli! Eskiden alım gücümüz düşük, yeni Türkiye olamadığımız dönemlerde bu marka o ürünü satamadan iade ederdi. Çünkü alım gücü paritesi herkesin birbirine yakındı. Şimdi bir sınıf, halkın yüzde 70’nden zengin. Hal böyle olunca ürünlerin fiyatından ziyade sosyetedeki hava atma paritesi güçlü olan ürün kapış kapış gidiyor. AVM’den çıkarken sokakta gül satan satıcıya, spor arabasından 20 TL uzatıp gül almak artık yeni moda.

TV izleyen bizler “Ah çocuk ne bonkör tam halk adamı” deyiveriyoruz bu hareketi sonrası. O çünkü bizim çocuğumuz. Biz onun gibi giyinemiyoruz belki o arabaya da binemiyoruz. Ama çocuğumuz sanal da olsa binebiliyor ne mutlu bize!

Tekrar en başa dönersek Engincan Ural’ın tanıttığı ürün 2 günde, yine zengin kimisi ünlü kişiler tarafından kapış kapış alınıyor. VIP reklamların moda çağındayız artık. Ünlü, ünlüyü kıskanıyor. Giydiklerini taklit ediyor. Çünkü eğer o kıyafetleri giyemezse Allah korusun magazin programlarında ya da sayfalarında “out” kısmına düşebilir!

Biz okuduğumuz gazetelerde, izlediğimiz TV programlarında bu duruma üzülüyoruz. Bizim yakışıklı çocuk “out” olmuş! İnsanın yüreği kaldırmıyor haklılar!

Allah insanı önce Engincan Ural’ın durumuna sonra da, moda peşinde koşan ünlülerin durumuna düşürmesin!

Facebook Yorumu

yorum

Tags: , , , , , ,


Yazar Hakkında



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Back to Top ↑

WP to LinkedIn Auto Publish Powered By : XYZScripts.com